Havalimanlarına ulaşım yolları

 

Narita Uluslararası Havalimanı

Not: 1. Yukarıda gösterilen zaman ve fiyatlar ortalama değerlerdir
2. Otobüsler trafikten dolayı gecikebileceğinden lütfen yeterli zamanı ayırın.

 

Kansai Uluslararası Havalimanı

Not: 1. Yukarıda gösterilen zaman ve fiyatlar ortalama değerlerdir
2. Otobüsler trafikten dolayı gecikebileceğinden lütfen yeterli zamanı ayırın.

 

Japonya Merkez Uluslararası Havalimanı (Centrair)

Not: 1. Yukarıda gösterilen zaman ve fiyatlar ortalama değerlerdir.
2. Otobüsler trafikten dolayı gecikebileceğinden lütfen yeterli zamanı ayırın.

Japonya’ya girişte gümrük protokolü

Kişisel eşyalarınız için sözlü beyanınız yeterli olacaktır. Ancak (1) yolcu beraberinde olmayan bagajınız varsa; veya (2) gümrüksüz alışveriş sınırını aştıysanız gümrük idaresine yazılı beyanda bulunmanız gerekmektedir. İçeriği ve miktarının gümrük görevlisi tarafından makul görülmesi şartıyla kişisel eşyalarınıza gümrük vergisi uygulanmaz. Bunun dışında, aşağıda belirtilen malların ülkeye gümrüksüz girişine izin verilir: (1) 500 gram tütün ya da 400 adet sigara ya da 100 adet puro, (2) 3 şişe (her biri 760 c.c.) alkollü içki, (3) 2 ons (56 gram) parfüm, (4) Önceki maddelerde bahsedilen ürünler dışında, toplam değeri 200.000 Yen’i geçmeyecek hediyelik eşya.
19 yaşından küçüklerin sigara ya da alkol taşımasına izin verilmemektedir.

Japonya’da çalışma vizesi

Japonya’da çalışma vizesi, Japonya çalışma vizesiyle yerleşmekJaponya Dışişleri Bakanlığı’nın internet adresindeki bilgilere baktığımızda, ilk olarak çalışma vizesi alınmasıyla ilgili bilgilere odaklanıyoruz. Bunlardan bazıları başlıklar altında toplanmış:
-Profesörler, sanatçılar,dini aktiviteler, gazeteciler,yatırımcılar,avukatlar hukuk işleri, sağlık hizmetleri, araştırmacılar, öğretmenler/öğretim üyeleri,mühendisler, bir firma için çalışanlar, eğlence sektörü, özel konularda uzmanlar(aşçı, pilot gibi).

Eğer yukarıdaki kategorilerden birine giriyorsanız gerekli bağlantıları ve başvuruları sağladıktan sonra bir ila üç yıl arası vize almanız için, pasaport, vize başvuru formu, fotoğraf ve uygunluk sertifikası sahibi olmanız gerekiyor. Uygunluk sertifikası Adalet Bakanlığı yetkilileri tarafından titiz bir araştırma sonucunda veriliyor.

Ancak tamamen vatandaşlığa geçmek için bundan sonra beş yıl boyunca Japonya’da yaşamanız gerekiyor. Zannettiğiniz kadar kolay olmayacağını tahmin ettiğimiz bu süreç için Japonya Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı gibi kurumlarla irtibat halinde olmanız gerekmekte. Ayrıca bu sürede ve geçmişte sicilinizin mutlaka temiz olmasına dikkat edin. Bu aşamada istenen belgelerde herhangi bir yanlış bildirim olumsuz sonuçlar doğurabilir.

 

 

Japonya’ya yerleşmek

Japonya’ya nasıl yerleşilir? Japonya’da yaşamak, Japonya’da oturum izni alma koşulları, Japonya vatandaşı nasıl olunur? birçoğumuzun aklındaki, merak ettiğimiz şeyler. bu yazımızda merak ettiklerinizi aciklayacagiz.

Japonya’ya yerleşmek isteyenlerin göçmen olarak yerleşmeleri mümkündür. Ancak 3 aydab uzun süre kalındığında oturma ve çalışma izni gerekir. Bu izinler 6 aydan başlar ve beş yıla kadar uzar. Bu kişilerin oturma iznine sahip olması için bir tane başvuru formu, bir fotoğraf (16 yaşından küçüklerde bu şart aranmaz), pasaport ve uygunluk belgesi ile başvurmaları gerekir.

Belgeler tamamlandıktan sonra Ankara’daki Japon Başkonsolosluğu’na ve İstanbul’daki Japon Büyükelçiliği’ne başvuru saatleri içerisinde başvurulur ve üç gün içerisinde sonuçlanarak onay bildirisi yapılır. Japonya’ya geldikten sonra havaalanındaki ilgili göçmenlik alanında, doğruluğun sağlanması adına bir tane fotoğraf ve baş parmak izi alınarak Japonya’ya giriş sağlanır. Ardından da bu vizeyle birlikte Adalet Bakanlığı’na bağlı olan göçmenlik bürolarından oturma kartı alarak işlem tamamlanır.

Japonya’ya daimi olarak oturma izni almak da mümkündür. Bunun için başvuru formunun yanı sıra son üç ay içerisinde çekilmiş bir tane fotoğraf, pasaport ve oturma kartı gerekir. Bu şartlar sağladıktan sonra bulunduğu bölgedeki göçmenlik bürolarına (veya merkezlerine) giderek başvuru ücretiyle birlikte (Aralık 2015 itibariyle 8000 Yen) başvuru yapılır. Başvuru tamamlandıktan sonra altı aylık bir onaylanma süreciyle birlikte eğer göçmenlik bürosu onaylarsa daimi oturma izni alınma işlemi tamamlanır.

Çalışma izinlerindeyse mesleğe ve yeteneklerine bağlı ”Yüksek Nitelikli Profesyonel, Sanatçı, Profesör, Gazeteci, İşyeri Yöneticisi, Muhasebeci veya Müşavir, Sağlık Çalışanı, Araştırmacı, Öğretmen, Mühendis, Çok Uluslu Şirket Çalışanı, Din Görevlileri Eğlence Sektörü Dünyası’ndan ve Nitelikli İşçi” olarak ayrılır. Ancak hangi meslekten olursanız olun bu izinlerin şartları ve işlemleri için oturma izni gereklidir. Süreler farklılık göstermekle beraber 3 ay, 4 ay, 1 yıl, 3 yıl ve 5 yıl olarak belirlenir. (İş amaçlı giden kişiler için ayrı olarak dört ay kalış seçeneği vardır.) Başvuru süreleri İstanbul Başkonsolosluğu ile Ankara Büyükelçiliği’nde farklılık gösterebilir.

Depremleri normal karşılayan ülke: Japonya

Her yıl 1500 kadar depremin yaşadığı ülkede, Japonlar bu deprem meselesini, artık normal karşılıyor olmuşlar. Tabi bunun öncesinde aldıkları muhteşem güvenlik önlemleri de var..
Dünyayı tsunami kelimesiyle tanıştıran Japonya’dır mesela. Sözcük anlamı “liman dalgası” olan tsunami, deprem sonrasında meydana gelen bir şey.
1707 yılında gerçekleşen ve Şikoku adasını etkileyen bir açık deniz depreminin binlerce kişinin ölümüne yol açtığı belirtiliyor. Japonya, birden fazla tektonik plakanın üzerinde bulunduğun bu kadar fazla deprem ve sarsıntılar oluyor.
Bazı depremler Japonların hafızasında kalıcı bir yere sahip. Türkiye için 17 ağustos depremi gibi büyük kayıplara sebebiyet vermiş depremler bunlar. 1923 yılında Tokyo’yu vuran deprem de bunlardan biri. Büyük Kanto Depremi diye anılan 7,9 büyüklüğündeki deprem ve yol açtığı yangınlar, ahşap evleri yerle bir etmiş ve yaklaşık 100 bin kişi ölmüştü. 72 yıl sonra, ülkenin batısındaki liman kenti Kobe, 7,3 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı. Yolların çöktüğü ve binlerce binanın zarar gördüğü depremde, 6 bin 400 kişi öldü ve 400 bini aşkın kişi yaralandı.

Tokyo’yu büyük bir depremin daha beklediği düşünülüyor. Dolayısıyla Japonya, deprem müdahale mekanizmaları, altyapı ve vatandaşların olası felaketlere hazırlanması konularında büyük çaba harcıyor. Hükümet, izleme mekanizmalarına yoğun yatırım yaptı.
Bu mekanizmalardan biri de, 1952 yılında kurulan ve Japon Meteoroloji Ajansı bünyesinde yer alan Tsunami Uyarı Sistemi. Tsunami Uyarı Sistemi, altı bölgesel merkezde, karada ve denizde gerçekleşen sismik hareketleri inceliyor. Meteoroloji Ajansı, bu sistemi kullanarak herhangi bir depremden sonra 3 dakika içerisinde tsunami uyarısı yapabilmeyi umuyor. Deprem olduğunda, büyüklük ve merkez bilgileri ulusal televizyonda yayınlanıyor, hemen sonra ise tsunami uyarısı yapılıp yapılmadığı belirtiliyor. Çoğu kent ve kasabada, acil durum bilgilerini duyurmak için kurulmuş hoparlör sistemleri var. Bazı kırsal bölgelerde ise, vatandaşlar yerel idareler tarafından dağıtılmış radyolardan tahliye talimatlarını dinleyebiliyor.
Çocuklar, okul yılları boyunca deprem sırasında sıralarının altına saklanmayı öğreniyor, yetişkinlere ise en yakın tahliye merkezlerinin neresi olduğu bildiriliyor.
Büyük şehirlerdeki yüksek binalar, depremde sarsılmak yerine sallanacak şekilde inşa ediliyor ve böylece daha güvenli oluyorlar. Kobe depreminin sonrasında binaları depreme güvenli hale getirmek için yeni bir yönetmelik oluşturuldu. Bazı yerel idareler, vatandaşların evlerini deprem güvenliği açısından denetleme hizmeti veriyor.
Kıyı bölgelerinden bazılarında depreme dayanıklı tsunami barınakları var; kimi bölgelerde ise su baskınlarını önlemek için setler inşa edilmiş. Belli bir büyüklüğün üzerindeki depremlerde ise nükleer santraller otomatik olarak çalışmayı durduruyor. Japonya, depreme en hazırlıklı ülkelerden biri; ancak son büyük depremin de gösterdiği gibi, tüm bu önlemlere rağmen, tehlike hala çok büyük.

Söylenenlere bakılırsa hayvanlar örneğin, balıklar depremi hisseder, sazan balığı sudan çıkmaya çalışır. Öyle ki Japon hükümeti sazan faaliyetlerini takip eden, sarsıntıları önceden hissedip hissetmediklerini inceleyen bir projeye dahi sponsor oldu.
Japonlar, her an bir doğal afet yaşanabileceği beklentisiyle yaşıyorlar. Seller, Kasırgalar, Yangınlar. Ve hepsinden önemlisi depremler ve bu depremlerin yaratacağı dev dalgalar.
Tsunami kelimesi boşuna Japoncadan gelmiyor.

Japonya’da Tarım

Japonya, 2011’deki tsunami felakatinden sonra tarımda kendini büyük ölçüde geliştirmiş bir ülkedir.

Japonya’da shigeharu shimamura adında bir bitki fizyoloğu 2011’de ülkeyi vuran deprem ve tsunami sonrası temel gıdalara olan bağımlılığın ne kadar önemli olduğunu ve Japonya şartlarında (coğrafi ve doğal afetler) konvansiyonel tarımcılığın ne kadar kırılgan olduğunu fark etmiş. bunun üzerine yaşadığı bölgede daha önceden sony’nin boşalttığı yarım futbol sahası büyüklüğündeki bir fabrikayı alıp kapalı alanda endüstriyel tarımcılık yapmaya başlamış.

bu fabrikanın (fabrika demekte bir sakınca görmüyorum) alametifarikası ge ile ortaklaşa geliştirilen led ışık sistemlerindeymiş. bu sistem ile optimum gece-gündüz koşulları sağlanarak sebzelerin sadece daha hızlı yetişmesini sağlamamışlar ayrıca vitamin ve mineral değerlerini de maksimuma çıkartmışlar.

konvansiyonel tarımcılığa göre avanataj sağladıkları bir başka alanda hasat zamanı oluşan kayıpların minumuma indirilmesi olmuş. konvasiyonel tarımcılıkta marulun hasatında oluşan ürün kaybı ortalamada %40 ile %50 arasında değişirken bu fabrikada bu oran %10 seviyesinde kalmış.

son ama belkide en önemli farkın yaratıldığı yer ise su kullanımında olmuş. konvansiyonel tarımcılıkta marul üretmek için kullanılan suyun sadece %1’ini kullanarak marul üretmeyi başarmışlar.

Japonların eğitim sistemi

Japonya’da eğitim sistemi çalışkanlık, bireyin kendisini sorgulaması ve düzenli çalışma alışkanlıklarının edinilmesinin gerekliliği üzerine kurulmuştur. Öğrencilerin okul hayatının büyük bir kısmı dolaylı ya da dolaysız olarak ahlaki davranışların ve karakter gelişiminin öğrenilmesi sürecidir. Okul müfredatları Japon toplumunun ve kültürünün temel değerlerinin öğretilmesine adanmıştır. Aynı zamanda Japon öğrencilerin akademik başarıları uluslar arası standartların çok üzerindedir.

Japonya’da okur yazarlık oranı %99’dur.

Japonya’da zorunlu eğitim 9 yıldır.
4. Japonya’da 6 yaşını dolduran her çocuk 6 yıl süren ilkokula başlar.

İlkokul zorunlu ve parasızdır. İlkokulun amacı, işbirliği ruhunu, bölgesel ve ulusal gelenek bilgisini, uluslararası  anlayış ruhunu, matematik, dil ve bilim yeteneğini, müzik, sanat ve edebiyata olan ilgiyi geliştirmek ve kazandırmaktır.

Japonya’da kapsül evler

Nüfus yoğunluğunun gün geçtikçe artması Japonya halkını zamanla daha küçük evlerde yaşatıyor. Küçük olmasıyla beraber kullanışlı da olan bu evler Japonya’da bir hayli kullanılır durumda.

Alt gelir grubunun yaşadığı evlerde, mutfak, yatak odası, oturma odası bir arada bulunuyor.

Kisho Kurokawa’nın tasarladığı Nagakin Kapsül Kulesi, kapsül otel olması için inşa edilmiş, ancak sonradan dairelere dönülmüştü. 14 katlı otelde şu anda 140 kapsül oda bulunmakta.

Fotoğraflar

Japonya için en uygun zaman

Japonya ile Türkiye’nin havası hemen hemen aynı.

İLKBAHAR

Kesinlikle ilkbaharda gidilmesi mantıklı olan yer.

Kiraz çiçeklerinin tam olarak hangi gün açacağı Japonya’da büyük önem arz ediyor. Halk bu güne göre birçok planını yapıyor. Onlar için çok önem arzeden ve büyük bir coşkuyla kutlanan bir gün bu.

Tüm halk tapınaklara bahçelere uzanıyor, şehirler kocaman bir piknik bahçesine dönüyor. Halk için öylesine büyük bir seromoni ile karşılanan sakura çiçeklerinin diğer bir anlamı da hayatın gelip geçiciliği, güzelliğin kalıcı olmadığı, ümidin her yıl yeniden yeşerdiği metaforlarını da ifade ediyor.
Çiçeklerin mevsimi olması dolayısıyla nisan ayında biletler pahalı oluyor tabi

SONBAHAR

Japonya’nın en düşük sezonu, fazla geleni gideni olmadığı dönem bu. Turist az olunca, kültürü tanımak ve halkı izlemek daha kolay oluyor. Hava gerçekten süper, sonbahar olmasına bakmayın öyle çok soğuk, yapmur falan olmaz. Nisanda gidemem, işimden izin alamam, bütçem de çok iyi değil diyorsanız sonbahar mevsimi sizin için en uygunu.

KIŞ-YAZ

Bu iki mevsim yukarıda da dediğimiz gibi Türkiye’yle aynı. Kışın çok soğuk, olacağı gibi yazın çok sıcak olabilir. Hava şartları gezinizi olumsuz yönde etkileyebilir. Tabii ki ille de bu mevsimlerde gideceğim diyorsanız o zaman yazı seçmelisiniz. Kışın gitmeniz biraz mantıksız çünkühavanın erkenden kararması fazla bir şey görmenizi, iyice gezmenizi engelleyebilir.